Son yıllarda oldukca sık dile getirilen konulardan biridir ten uyumu, halk içinde fizyolojik çekim olarak da adlandırılabilir. Aslına bakarsak çiftler için son aşama mühim olan bu mevzuya ne yazık ki oldukca dikkat edilmemektedir. Eşler içinde uyumlu bir cinsel anlayış bulunduğunu gösteren ten uyumu, dokunma isteğini arttıran bir talep olarak tanımlanabilir. Yalnız cinsel uyum olarak anlaşılsa da aslen değişik etkenlerin bir araya gelmesi ile oluşur. Doğrusu burada cinsel uyum bir netice niteliği taşırken, çekicilik, hayal, tutku, zevk alma-verme, yaşamdan uzaklaşmak benzer biçimde hissedilen duygular, cinsel uyumun en mühim ön koşullarıdır. Vücutta çeşitli maddeleri salgılayarak, sıhhatli ve mutlu yaşamamızı elde eden maddelere “hormon” deniyor.

Vücudumuzun salgıladığı hormonlardan birisi olan “Feromon”unkeşfedilmesi, ten uyumu ve cinsellik arasındaki ilişkiyi açıklamaktadır. Aşkı denetim eden bu madde, hava yolu ile alınarak beyne iletilir ve bu sırada bir ten iletişimi gerçekleşir. ”Aşk Kokusu” olarak açıklanan feromon, kişilerin davranış şekillerini bile etkileyebilir. Mesela bayanların yumurtlama döneminde etrafa yaymış olduğu feromonlar, erkeklere öteki zamanlardan daha çekici gelir.

Ek olarak tek başına yaşayan adamların sakal ve saçlarının geç çıkması, beraber oturan bayanların tane günlerinin aynı zamana rastlaması, beraber yaşayan insanların birbirlerine benzer davranışlar göstermelerinin altında feromonlar olduğu öne sürülmüştür. 

Ten uyumu iyi mi anlaşılır?

Ten uyumu hissedildiğinde kişide; kalp atışının hızlanması, devamlı dokunma isteği ile kendini gösterir. Devamlı dokunmak, o anda kalma isteği, ten uyumunu kişiler için çekici kılıyor.Bir kez yaşandığında bağımlılık yaratan bu uyum, kişide, “acaba aynı tenden mi yaratıldık” benzer biçimde bir his oluşturur. Kişilerde coşku, mutluluk, özgüven benzer biçimde iyi hisler uyandıran bu uyum, süre içinde büyüyen ve gelişen bir durum değildir.

Cinsel isteği arttırarak, çiftler içinde sıhhatli bir cinsel yaşamı sağlar.
İlişkilerde mecburi bir kriter olmasa da eşler arasındaki bağları güçlendirici bir tesiri vardır. Ten uyumunun aşk ile aynı anlama geldiği düşünülse de daha oldukca çiftlerde bağımlılık yaratan bir tesiri vardır. Toplumda aşk yaşayanların averaj yüzde 10’unda ten uyumu vardır. 

Ten uyumu biter mi?

Fakat aşk benzer biçimde ten uyumu da zaman içinde kaybolabiliyor. İlk heyecanlarını kaybeden çiftler, monotonlaşan ilişkilerinin sonucunda, yine aynı duyguları yaşamak için alternatif ilişkilere yönelebiliyorlar. Yasak birlikteliğin yakalanma korkusu ile düzmece bir coşku hisseden kişiler, eşlerine karşı sadakatsiz hale gelebiliyorlar. Bu durumu önleyebilmek için çiftlerin duygularını açıkça konuşabilmeleri ve ilişkilerini canlandırabilmek için yeni şeyler denemeye açık olmaları gerekiyor.

Bunun haricinde; korku, kaygı bozukluğu, eşin kendisine dokunmasına tepki, eşe dokunmayı istememek, erkekte güvensizlik duygusu ve hanımda isteksizlik benzer biçimde emareler de ten uyumunun kaybolmayı başladığını gösterir. Çiftler içinde, sarılıp uyuma benzer biçimde devamlı temas halinde kalma durumu, azalmaya başladıysa mevzu ile ilgili ustalaşmış bir destek alma zamanı gelmiş anlama gelir.

Ten uyumu eksikliği çiftler içinde problem yaratır mı?

Çiftlerin cinsel hayatları, evliliklerine ciddi anlamda etkide bulunuyor. Kişilerin Cinsel hayatlarında yaşamış olduğu sıkıntılar, o birlikteliğin uzun soluklu ve sıhhatli olmasını zorlaştırabilir. Meydana getirilen araştırmalara gore cinsel yaşamın mutlu evliliklere katkısı, yüzde 70’lerde görülmüştür.

Ten uyumu, görülen semptomlar sebebi ile ilk gece korkusu, ereksiyon sorunları, vajinismus benzer biçimde durumlar ile karıştırılabiliyor. Fakat bu sorunların tedavisi, ten uyumuna gore daha kolaydır. Ten uyumu birlikteliğin ilk zamanlarından itibaren hissedilen bir duygudur ve sonradan oluşturulması bir fazlaca zor olsa gerek. Bu benzer biçimde durumlarda, birlikteliğin seyrini, kişilerin beklentileri belirler.

Ten uyumunun aşk ile direk bağlantılı olarak düşünmek yanlış bir tutumdur ve kişilere hayal kırıklığı yaşatabilir. Oysaki her birlikteliğin kuvvetli bir yanı vardır. Çiftlerin bunlar üstünde odaklanması, aralarındaki bağları arttıracaktır. 

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.